top of page

Yıldızlara Bakarken Çukura Düşmek: Hayaller, Engeller ve O Meşhur "Gümlemeler"

Hepimize çocukken masallar anlatıldı: “Bir şeyi çok istersen olur.” 

Büyüklere kitaplar yazıldı: “Hayallerinin peşinden koş!”


Sende durum ne bilmiyorum ama benim çok istediğim şeyler vardı… ve olmadı.

Evet, bazen olur; ama bazen de olmaz. Hatta bazen öyle bir "olmaz" ki, insan bir süre kimseyle konuşmak dahi istemez.


Ayağımız bir taşa takılır; bazen küçük bir taş, bazen de hayat boyu unutamayacağın bir kaya... Hayaller, gökyüzünde süzülen renkli ve parlak balonlar gibidir. İşte tam da o balonların peşinden koşarken ayaklarımızın takıldığı o “küçük” taşlar (ya da koca kaya blokları!) üzerine konuşalım biraz.


1. Engeller: Hayatın “Hayırdır Hemşerim?” Dediği An


Bir hayalin peşinden giderken karşımıza çıkan engelleri genelde “şanssızlık” olarak görürüz. Oysa engeller, hayatın bize sunduğu birer gerçeklik kontrolü de olabilir.

  • Dış Engeller: Ekonomi (bize her gün el sallayan o kadim dostumuz!), zaman, imkânlar… Hani o “Yarın spora başlıyorum” deyip de ertesi gün bastıran sağanak yağmur ya da “Bugün keyfim yok, pazartesi başlarım” halleri.

  • İç Engeller: O içerideki sinsi ses: “Sen kim, o hayal kim? Otur oturduğun yerde.” İşte asıl düşman bu; “İçimizdeki İrlandalı.” Yani sürekli aksini söyleyen o huysuz iç ses.

Unutma: Dış dünya seni yavaşlatır ama iç sesin seni durdurur.


2. Geçmişteki Hayal Kırıklıkları: Ruhun Kısa Devre Yaptığı An


Hayal kırıklığı... Beklenti ile gerçeklik arasındaki o devasa boşluk.

Can yakar mı? Evet.

Ruha adeta kısa devre yaptırır mı? Kesinlikle.

Ama acı sadece hayalin gerçekleşmemesinden kaynaklanmaz.

Asıl acı veren soru şudur: “Ben bunu yapabilecek biri değil miyim?” 

İşte o anda kırılan şey hayal değil, aslında kimliktir.


Hayal kırıklığı bazen bize çok önemli şeyler fısıldar:

  • “Yöntemin yanlıştı.” (Mesela sabah 5’te kalkıp koşmak bana göre değildi, belki akşam yürümeliydim.)

  • “Bu hayal sana ait değildi.” (Belki de astronot olmak istiyordun ama ciddi bir yükseklik korkun var.)

Bunu kabul etmek, çoğu zaman başarısızlıktan daha zordur.

Allen Saunders'ın dediği gibi: "Hayat, siz başka planlar yaparken başınıza gelen olaylardır." Ama bazen o olaylar planını değil, bizzat seni değiştirir.


Yine de hayal kırıklığı bir öğretmendir. Ama tuhaf bir öğretmen.

Dersini anlatmaz. Seni sahneye çıkarır ve ‘şimdi anladın mı?’ diye bakar.”


3. Kırıklıklardan Yeni Bir Yol İnşa Etmek


Kırılan bir hayal dünyanın sonu değildir. Ama dürüst olalım, romantize etmeye gerek yok; yeniden başlamak hiç kolay değildir. İnsan bazen sadece şunu hisseder: “Yoruldum.” Ve bu çok normaldir.

Yine de tam o noktada iki seçenek vardır: Ya kendini o hayalle birlikte bırakmak ya da parçaları alıp yeniden kurmak.

Tıpkı Japonların Kintsugi sanatı gibi; kırıkları altınla birleştirip onları daha değerli kılmak.

Peki, o altın ne biliyor musun? Farkındalık, içgörü ve biraz da mizah.

Peki, nasıl yapacağız?

  • Yasını tut ama oraya yerleşme: Üzülmek senin hakkın ama orada kamp kurma. Biraz dondurma ye, cipsle dertleş, sonra çadırı topla ve yaşamına dön.

  • Analiz et ama kendini parçalamadan: “Neden olmadı?” sorusunu bir yargıç gibi değil, bir komedi yazarı gibi sor: “Bu sahnede nerede saçmaladık da senaryo gümledi?”

  • Yön değiştir: Kapı kapalıysa zorlamak zorunda değilsin. Belki de o kapı senin kapın değildir.

  • Gerçekle yüzleş: Belki de yanlış hayalde ısrar ediyordun. Belki o, aslında senin değil, ebeveynlerinin hayaliydi.


Sonuç: Yaralı Dizlerle Devam Etmek


Hayat mükemmel bir başarı hikâyesi değil; düşmeler, vazgeçmeler, yeniden başlamalar ve arada gelen o saçma sapan gümlemelerdir.

Ama şunu unutma: Sen düştüğün için kaybetmezsin; düşmeyi kendin hakkında bir "yetersizlik kararına" dönüştürdüğün an kaybedersin.

“Ben yapamam.” “Ben zaten böyleyim.” “Benden olmaz.”

Asıl derin çukur burasıdır.

Yıldızlara bakmaya devam et ama arada yere de bakmayı ihmal etme. Çünkü mesele düşmemek değil, düştüğünde kendine ne söylediğindir.


Ay, kaç kere düştüm ben bir bilsen...


Geçenlerde “Hayaller ve Engeller” üzerine bir test hazırladım, bu yazı da aslında o testin bir ürünü. Eğer kendi yolculuğuna dair küçük bir pencere açmak istersen, aşağıya bıraktığım linkten teste ulaşabilirsin:


Sevgilerimle,

Nuray Çalışkan. (18.03.2026)

 
 
 

Yorumlar


© 2022–2026 Nuray Çalışkan. Tüm hakları saklıdır.

Bu internet sitesinde yer alan tüm içerik, metin, görsel ve tasarımlar 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır.
İzinsiz kullanımı, kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya ticari amaçla kullanılması hukuki ve cezai sorumluluk doğurur.

bottom of page